yakuphan's profileBiR_MaVi_öLüMPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    June 28

    ELVEDA DİYEMEDEN GİDİYORUM..

    ELVEDA DİYEMEDEN GİDİYORUM..
     
    Sigara dumanından yapılma konuşma baloncukları asılı kalıyor suslarıma inat.
    Bana yanaşan tek bir hamlenle dağılıyorlar.Gülümseyerek saklıyorum saksı kıran çocuk yanımı....
    Bilmeden ensene tek bir buse konduruyorum,Öyle dalmışken insan yüzlerine sen,Bakışlarda seni arıyorum bendekiyle aynı mı diye?..Bildiklerimi bilmiyor kimseler.Haykıramıyorum ki;Gel son defa...Ne olursun dalayım deniz mavisi gözlerine..Isınayım senin teninde..Son olsun ...Son kez ...Son kez bana bak..Gözlerime...Son kez gör sana olan sevgimi...Son kez ben susayım gözlerim anlatsın sana olan sevgimi...Son kez kelimeler anlamsız kalsın...Son kez hıçkırıklar takılsın boğazıma...Son kez sensizliğin hüznünü gömeyim içime..Son kez..Ne olursun son kez kaybolayım sende...Son kez diyorum ... Çünkü... Gidiyorum uzaklara..Sensizliğin açık denizinde boğulmaya gidiyorum...Senin gözlerinin olmadığı bir yere Gidiyorum
    Gerçi benim dünyamda her yer senin gözlerin ya ..Neyse...Gidiyorum...Gidiyorum sana ELVEDA diyemeden gidiyorum gidiyorum uzaklara...Sensizliğin kayıp şehrinde hiçlerin arasına karışmaya gidiyorum...Kıyısı olmayan denizlerde  gözlerinin mavisine karışmaya Gidiyorum.. Kimselere söyleyemediğim sevdalarım vardı benim . . . Umarsızca sevip bir köşede sigaram ve dost olduğu gecelerde ağladığım sevdalar. . Herseferinde işte bu tamam aşkı buldum dediğim fakat bir süre sonra yanıldığımı anladığım sevdalar.Unutmanın kolay olmadığı sevdalar.Hep birşeylerin yarım kaldığı,hep tamamlanamıyan hayallerin olduğu sevdalar.Yanlız ve hiçbirşeysiz geldiğim gibi gidiyorum yine. . .Giderken tüm anılarıda gömüpte gidiyorum .Hoşçakal sevgilim,hoşçakal bir zamanlar hayatımın kadını olarak gördüğüm insan diyerek gidiyorum. . .Bu gün bir başka hüzün yüklü gözlerimde, bir başka bakıyorum dünyaya, bir umut desen yok, gözlerinin sanki ışığı sönmüş, ısıtmıyor eskisi gibi yüreğimi, sorun ben miyim yoksa, yoksa sıkıldımmı aşkından, sendemi vazgeçeceksin daha başlamadan..Kilitli kapılar arkasından çıkardım bende güzel kalan ne varsa; senin için, yağmur olup yağmak istedim pıhtılaşmış hayallere, ezberimde tükenmiş sevdaların unutulmuş anılarıyla" Bir sana yükledim yeniden kirli yüreklerin el süremediği temiz aşkımı, adın kadar, yüreğin kadar temiz olan aşkımı"Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım? Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin...Bir gece daha başlıyor... Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor... Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşları ma giren olmayacaksın yinede.Ağlamaya çalışıyorum, ağlamalarım bana isyanlar ediyor. Geceler bana bu isteğimi vermiyor. Ne zaman ağlasam yalnızca ve yalnızca bir iki gözyaşı olup kalıyorsun gözlerimlde. Gözlerimde donan birkaç damla yaş oluyorsun, o yaşları da sarıyor geceler. O yaşlarla birlikte alıyor yanına geceler beni... Geceler unutmamı istemiyor seni, geceler bana ihanet ediyor. Geceler senden yana sevdiğim, geceler seni yaşamamı istiyor. Sözümü dinlemiyor....
    ne çok kalın duvar ördüm kendime bir bilsen; sel vursa yıkılmayan, kaya çarpsa ayakta kalan! sonra nice demirli pencerelerin arkasından seyre durdum kalabalık sokakları; kaçtım yalancı bakışlardan, içime zehir zemberek ışıklar salan! ama şimdi öğrendim biliyor musun, nice tek kişilik derslerin sonunda, yapayalnız kalışlarımdan: insan en çok kendiyle tutsakmış, kendine gardiyan…içimi parçalayan bir gitmek isteğiyle, alev alev yandığım geceler oldu; kulaklarımı dövdükçe döven, yüreğimde gezdikçe büyüyen bir serüven, kuşların diliyle çağırdı beni. sokaklar, deniz kenarları, lunaparklar ve ağaç gölgeleri; kucak açıp beklediler gelmemi!Yarası alıngan bir mutsuzluk ve ayrılıklar için mi eğitilmiştik?..
    Çekip gitmekle, kalakalmanın arasındaki o beyaz sıkıntıdan neden kurtulamıyorduk?..
    Kimsesiz bir vedanın tırnakları uzuyor, ölüm; hayatla dalga mı geçiyordu?.. "Kolay mı kaçmak, yağmur altındaki yaprakların o mutsuz ölümlerinden",
    Siyahtı gömleğin ve terk ediliş hiç bu kadar yakışmamıştı bana.
    Replikleri dahi kullanılmamıştı hiçbir aşkın son sözlerinde. Hele kalkacakmış gibi oturuşun yoktu hiçbir tiyatronun en trajik sahnesinde dahi. Ben gözlerinden içmeye hazırlanırken keyifle söylediğim demli çayı; sen bir ayrılığa sebep olacak hiçbir mazeret bulamayışın yoğun arayışıyla susuyordun. Bu suskunluk koymuyordu bana. Yüzünün dingil halini izlemeye koyulmuştum. Çılgın bir med’den sonra huzurun küllerini bedenime üfleyecek cezir vaktine hazırlanıyordum. Derken sanki tekrar tekrar çalkandı deniz; med vaktini geri çağırdı hüzün. Gözlerinden ezberlediğim hüznü dökmeye başladın bir çay bahçesinin en alakasız yerine diktiğin gözlerinle. Gözlerini diktiğin yerde HÜZÜN çiçeklerinin tomurcuklanışını gördüm.
    Sessizlige yagiyor yagmur.Tut ki tütsü gibi boynumuzda tasiyip insanliga sundugumuz acilarimiz yagmurda yok oldu. Tut ki sehir yoktu. Yoktu o simalar, dostluklar.Zaman çok fazla geçti burada. Yagmur da yagiyor. Yorgunluguma bagışla. Sessizligime ve yalnizligima bagisla.   Belki de bir ben varamadim.Bitmiş bir filmi başa sarmak gibi.. Veya okunan kitabı tekrar okumak.. Zevk vermez bunlar bana. Ama gel gör ki, hayatımı tekrar sardım başa . . Hiç yalnız kalmadım sanki. Hep yanımda birileri varmış gibi, cekemiyorum artık sensizligi ! Nedenini bilmedigim bir şekilde geri dönüyor gözlerim sana.. Nefretle bakıyo adeta! Ve yine nedenini bilmedigim bir şekilde ayaklarım hep gelmek istiyor sana..
    Biliyorum ki; ayrıldı yollar bir kere bir daha birleş memek üzere . . Yolculuk nereye ?Tren yavaş yavaş harekete geçer ve anlarım artık kendimi ümit dolu düşüncelerle aldattığıma, ama elimde değil, biliyorum ki sana duyduğum sevgi, sürdürecek bu oyunuda.Her durakta bitip yeniden başlayacak insafsızca.Kimbilir daha kaç kez güzel düşüncelere kapılıp, acı gerçekleri görüp yıkılacağım sonunda.Çünkü bu uzun bir yolculuğun ilk durağı ve sen Hala yoksun yanımda...?
     
     
    ( Yazan...YakupHan Ulu )


    June 22

    Tavan Arasında Bitmeyen Öykü..

    Tavan Arasında Bitmeyen Öykü..
    Bitiyor zaman… Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor. Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler. Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi. Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim. Bilirim acı verişindir, bu kadar sözcük dizdiren. Ömrümü ömrünün ardında sürüyen… Kapatıyorum gözlerimi,hadi git yar geldiğin gibi. Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.

    Anlamadım yar Sen mi yar olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım? Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun? Ah yar sana bağlamazsam sözcüklerimi hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili. Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor. Yok mu önümde senden gayri gidecek bir yol? İçim yine aynı mısraları tekrarlıyor.Bulamadım yar…. Seni bu kadar ararken ,kendime bir mutluluğu da bulamadım. Zamandan bir bir çalıp saatleri ,sızlayan yanlarıma kattım.
    Yüzünde küçücük çocukların kırılgan ifadesiyle aralık bir bakışta tutulmuştum gözlerine. Benim kadar derin bakıyordun. Öyle zamana borcun yoktu diğerleri gibi. Göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettirene kadar içime doğru bakıyordun. İçim ne de çok ezildi gözlerimi kaçırdığım, başımı öne eğdiğim ve hatta ilk defa tenime dokunduğun zaman.
    Söylesem hangi izi taşırsın bedeninde ,benden kalan ve kim bilir hatırlar mısın sırılsıklam bedenine dokunduğum anda sana söyledikleri mi?
    Siyah-Beyaz bir film içinde , rolu belirlenmiş hayatın dublörlüğünü yapmak ne kadarda anlamsız..Sensiz şu hayatımın tek rengi kırmızı… ”kan kırmızısı”…Olmuyor işte sensiz olmuyor;kan ağlıyor kanımın her damlası..Masallardan düşüyorum bu gece…
    Bir martının gözlerinde üşüyorum…Sonrası yok..Harabe gülüşlerim vardı masal diye okudunuz…
    İlişmedim kimseye…İçimde bir yangın vardı sığındım gözlerinize…Hepsi bu…Yaşam denilen zımbırtıyla uğraşmaktan bıktım. Ne beni anlayan kulak ne beni gören göz ne sesime ses katan bir yankı var. Sesim yankısını yitirmiş bedenim kokusunu.Artık kimseyi istemiyorum.Kafese kilitlenmiş esir gibi yerimde dolaşıp durmaktan bıktım….. Kaçıp gitsem uzaklara kimse görmese,tanımasa beni ,yok olsam o kalabalıkta eriyip gitsem, karışsam karanlığa..Yanımda değilsin, yakınımda degilsin, aynı havayı bile solumuyoruz, ama bu acı ne?Herkese mi yaparsın bunu, acı mı verirsin sonra çekip gidermisin? Belki de masallardaki gibi yapmalıyım.Her masal mutlu sonla bitmez ya ,bu masalda da ölen ben olayım  ,gülen sen…İbreti alem görsün diye aşkımın yüceliğini sallandırayım cesedimi,TAVAN ARASI nda… Boşluklarda gelme gelme sakın mezarımın başına…Ve bu masal bitsin ,Tavan arasında…Gece karanlık, ay daha şeklini almamış, herşey için çok erken ,ama sen gittin ya benden ,bende gittim artık benden…Yakıştırdın ama sahipsiz caddelerde ismimi..Adı konmamış ayrılıklarda bıraktın yüreğimi.Ne kadar masum bir aşktı bizimkisi.Ölümü bile göze almıştık hani hani hiç bitmeyecekti ,içimizdeki kızgın ateş sönmeyecekti hani.Hani sen gün gelip benim olacaktın !!!..Unut demek kolay mı gelde bana bu asi yüreğime sor.Neden istedin bunu benden aşkın adını ayrılık koyalım diyemi.Savaşmadım mı senin için, ölüme her seferinde meydan okumadım mı ?!! Nasıl dalgasız deniz bir hiçseben sensiz sende bensiz bir hiçsin.O günlerin hatrına aşk dolu gecelerimizin hatrına Hakkını helal et gözbebeğim… Ona ruhumun yaralı olduğunu söyleyin… Nasıl yaralı olmasın ki. Doğrularından vazgeçmemiş olması yine kapının önüne konmasını gerektirmişti. Dünya mı garipti kendisi mi hiç bilemeyecekti. Tıkanıyordu hayat gelip kalbinde. Soldan soldan vuruyorlardı yine. Anlatamıyordu kimselere ne istediğini. Nasıl istediğini. Sanırım hiç anlatamayacaktı da. Belki anlatabilirdi de anlayan çıkmayacaktı…Kelimelerin büyüsü kayboluyor sanki yavaş yavaş Öncelerde tek bir kelimem yeterken yüreğine akmama , şimdilerde ise bir dizi kelime yetmiyor ruhuna dokunmama …Oysa ki aşktan öte bir duyguyla bağlıyım ben sana… Hani “öyle alıştım ki sana benden bir parça oldun sanki” demiştin bana. Alışma sevgili , sakın alışma bana .Alışkanlık önce heyecanı unutturur, sonra ardından sıradanlık gelir ,çarçabuk en sonda aşk yüreğinden çıkar gider ,ne olduğunu anlamadan alışma bu yüzden ,bana ne olur alışma… Aşkımı yüreğinden çıkarma…En umutsuz kelimelerim dilimin ucunda.Seni unutmak için söyleyeceğim yalanlarımı hazırlıyorum,ezberlemeye çalışıyorum yalanlarımı… Sensizlik bana ağır geliyor. Saçmalamaya başlıyorum…Yüreğimde ki eksikliğin ,utanmadan sana acıktırıyor beni .Ben sana doyamadım ya…Bundandır belki açlık nöbetlerim.Yada çok geç gelmiş olacaksın.Benden apayrı bir ben olacak karşında.Kulaklarım sesini duymayacak.Gözlerim seni görmeyecek.Kokunu ta içimde hissedemeyceğim.Ellerin bir mermer parçasını tutar gibi tutacak ellerimden.Avuçlarımın soğukluğu yüzümdeki çizgilerin derinliği, sana o zaman yaşamadığımı söyleyecek.Ne kadar uğraşsanda seni hatırlamayacağım.Camlaşan ve bütün canlılığını yitirmiş gözlerime korkuyla bakacaksın.Çok istediğin halde dudaklarım seni sevdiğimi söyleyemeyecek.Ansızın korkunç bir paniğe kapılacaksın.Kaçmaya alışkın ayaklarım seni uzaklaştıracak benden.İçindeki yaşama gücü seni alıp çok uzaklara çok uzaklara götürecek.Adımım anılmadığı çok uzaklara…Sevgilim son kez yüreğimi parmak uçlarıma bırakıp seni ve kendimi yazıyorum. Gözlerin cennetimin ışığıydı.Yüreğin yüreğimin dile gelen satırlarıydı. Ama sen beni duygularını sömüren olarak bil ne olur. Sana yazdıklarımı dilsiz şair olma yolunda daha yükseklere çıkmak için bastığım bir merdiven olarak gör. Lakin ben seni sen diye sevdim. Sevgimi adadığım kalbini bir oyuncak kadar değeksiz bil. Lakin ben seni gözlerine ,cenneti sakladığım yüreğine, yüreğimle dokunduğum nefesim olarak bileceğim… Seni yıkık bir yüreğin en sağlam parçalarıyla sevdim. Geçmişin kanlı izlerini senin yüreğinle silmek için değil; ben senin gülen yüzünü sıcak gülüşünü sevdim. Duygularım hep yarımdı ,lakin senin yüreğinle tamamladım içimdeki yarımlığımı. Senin gönül güzelliğiyle örttüm çirkin suretimi…Hiçbir zaman kavuşmayacak olsak da seni sevdim ben…Ellerini bir kez olsun tutmayacak olsam da avuç içlerindeki ter olmayı yeğledim hep. Susuz dudaklarımı düşlerimde ezip ,bir yudum sevgini kana kana içtim. Dudaklarından süzülen sigara dumanın arasında ben gökyüzünün en güzel bulutları seyrettim. Gülüşlerinde hep sevgi cennetinin gökyüzüne kanatlanan kelebeklerini gördüm ,gözyaşlarında ise kendimi ve ezikliğimi gördüm. Yetimliğimi senin yüreğinde unuttum..Lakin artık susuyorum…Kelimeleri yüreğimde ezip son kez susuyorum. Dilime senli anılarımı yüreğime gömüp, varlığının huzuruna gidiyorum.. Bu aşkın sevaplarını sana bırakıp günahlarını sırtıma giydirip seni sensiz yaşamaya gidiyorum. Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor. Yok mu önümde senden gayri gidecek bir yol? İçim yine aynı mısraları tekrarlıyor.Bulamadım yar. Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım. Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım. Ben acıyı aşka yama yaptım. Hafife almadım duyuları…Üşüyorum….Sorularım kar tanelerine tutunmuş beynimi kurşunlarcasına yağıyorlar geceme!Hatta bu üşümek de değil ,donuyorum, kalemin yazmaktan korkan renginde buz kesiliyor bedenim!Bütün şiirlerim yanarken ben üşüyorum!Yenmem gerek kendimi…Düşmemeliyim derdimin siyahına küçücük küçücük dertler birleşmişler de beni yıkacaklarmış! İnanmam! Biz neler atlattık kalbim seninle! Ne gözyaşlarını uğurladık.Güçlüyüm ben! Her şeyden öte ve her şeyden ziyade elimi uzattığım biri var.Er yada geç O’na yönelişime ses verecek.Göz yaşımı dindirecek bir sevinç…Evet O’nunla konuşmalıyım ,anlatmalıyım O’na içimi acıtan her şeyi ve nedenini bulamadığım bir türlü akıtamadığım ne kadar gözyaşı varsa anlatmalıyım…

    Sen beni hiç  sevmedin…Doğru dürüst cümlelerin diplerinde çıkan yalanları yolmayacağım. Gerçek her zaman iyidir. Saçmaladıkça ve çırpındıkça fark edemediğimiz bir bataklığa battık. Belki seni suçlamak da haksızlık. Ben battım…Ben aşık olduğumu gizlemezken. Gözlerimi parlatırken. Kaygılar sardı dört bir yanımızı. Geleceklerimiz muammaydı. Kariyerlerimiz ve isteklerimiz. Bilinmez ne varsa ortaya koyduk. Yan yanayken mutlu olmayı marifet saydık. Huzuru… Oysa anlaşmalı ve sözleşmeli çayları yudumladık. Sansürden geçmeyen hiçbir kelimeyi dilimize yaklaştırmadık. Göz yaşlarımla gerçek olduğum zaman titredik. Koşarak uzaklaştık. Erkendi. Gereksizdi. Eskisi daha bitmemişti. Medyatikti. Saçmaydı….Özgür bırakmak için özgür bırakmak gerekirdi. Anlamak ve sezmek için çaba sarf eder gibi yapınca soru işaretleri doldu fıçımıza. Boğazımıza kadar soruya bulandık. Önce tenimiz nefes alamadı. Sonra gözlerimiz ve ağzımı vıcık vıcık soru oldu. Ölmemek için bir şey yapmadık. Çünkü bir tarafta göz yaşı en gerçek haliyle. Diğer tarafta sorularla. Öldük…

    Şimdi ben bu satırları yazarken. Sen kim bilir neler düşünüyor olacaksın?Şimdi ne olacak? İşte bir soru daha. Kaçmak istediğim şarkıların , şiirlerin  düşüncelerin kucağına atacağım kendimi. Bakire acılarıma hunharca saldırılarına göz yumacağım. Kabuğum sertleşecek.Umurunda olmasa da  burada  y  o  k  olacağım. Beş vakit yalnızlığa  soyunarak…Seni seviyorum…Sen beni hiç sevmedin üstelik….Ya da sevdin söyleyemedin. Sana sarılmak istediğim şu an bütün duygularımı ayağından bağlayıp tavan arasına asıyorum…Minder yapıp oturayım üzerine desem olmuyor… Gözlerimin önünden gitmeyen görüntüne bakıp bakıp ağlayacağım ,bu derdime çareler arayacağım. Şarkılara tahammülüm kalmayacak mesela. Herhangi bir melodiyle yan yana yürüyemeyeceğim. Bir kitabı açamayacağım uzun bir süre. Yazamayacağım. seni düşünmemek çin çabalar sarf edeceğim. Ve çiçekçilerin önünden boynum bükük geçeceğim…Dahasını da  var, umurunda olmasa da burada y o k olacağım….

    Ama sana son sözüm şu olacak;

    Bu gece yıldızlara bakarsan, orada gör hiçlik evreninin içinde anlamlı yaşamak için yıldızları figüranlaştıran bir hazine olduğunu. Ola ki buluta çarparsa bakışların, orada gör bulutun arkasında yıldızlar olduğunu….”

    YAZANLAR: HACER DÖNMEZ & YAKUPHAN ULU



    June 14

    Ne tuhaf!!!Oysa kavuşacak olan bizdik,onlar değil

    Ne tuhaf!!!Oysa kavuşacak olan bizdik,onlar değil... Unufak oldu yüreğim.Ruhumda dolaşan kasvet yüreğime bulaştı,parçaladı,kanattı... Söylesene,kan nasıl dursun artık damarlarımda? Gözlerimiyse hiç sorma...Hançer saplandı onlara,akmasınlar mı? Her çıkmaz sokağımda her labirentimde sen varsın oysa sen düz bir ovada bana koşsaydın desem, bulutları pembeye boyayıp ayaklarımın altına alsam demekle aynı şey olurdu biliyorum. Sen sadece dipsiz kuyularıma hapsoldun ve bende hep seninle oldum... Hep üşüdüm sıcak gözlerinde . Hep bana bensiz baktı efsuni gözlerin.
    Haykırmak istiyorum dağlara tepelere sonra yankılansın istiyorum diyar diyar, seni özledim. Yüreğim haykırıyor, isyanda susturduğum o çocuk, ağzına bezler pamuklar tıkıyorum olmuyor haykırıyor seni özledim.kimsenin tutsağı olmamalıydı kalbim diye satırlar geçiyor aklımdan, gözünü sımsıkı kapamalıydı her yalana, görmezlikten gelmemeliydi sevgisizliğini, bilmeliydim diyorum, faydasız... Şehrimin ışıkları aydınlanıyor sessizce ve ben yüzüne sığındığım akşamların hayaliyle yeniden tutunuyorum gözlerine, gizleyerek hala içimde taşıdığım ilk günkü korkularımı. Seni sevmeye kaldığım yerden başlamaya korkuyorum. Birbirimize anlattığımız, birbirimizi hiç ilgilendirmeyen aşk bozgunlarımızdan kaçarak yaşamak zorunda kaldıktan sonra, hangi eş yüreğin herşeyi unutturabilceğine inanabilirdim ki. Hayat bana hep yalan söylemişti. Hayat yaşadıklarımı sahte sonuçlarla bitirmişti hiç farkına varamadan..... Yarım kalmış hikayelerin tamamlanmamış cümlelerinde buluyorum kendimi.. Ne tamamlayabiliyorum, ne tamamlanabiliyorum.. Bir yanım hep eksik, hep kırık.. Dünyam bir bir yitirdi renklerini.. Ne deniz mavi eskisi gibi, ne de gökyüzü.. Korkularım bırakmıyor peşimi.. Adımlarıma yapışmışçasına nereye gitsem benimle geliyorlar adeta.
    Geceyi bölerken sesim sen gözlerinde hangi anlamları taşırsın? Terinin tadı dilime değen midir, bilememekten mi gelir karışır tuzuna gözyaşlarım? Aşktan mıdır sırtından süzülenlerin renksizliği, kokusuzluğu? Su gibi. Aşk bu kadar berrak mıydı tenimde dolaşırken ihanetin izleri. . .Kendimle başbaşa kalmaya çalıştıkça, yüzüme vurdu yüzsüzlüğüm..hayat. Bir sahnede rol yapmaktan daha zordu sahnesi... Perdeler hesapsız açılır kapanırdı... Dublör yoktu... Prova yoktu... Yaşardın olabildiğince... Kimsesiz kalsam,kelimelere dalsam,kitaplar arasında kaybolsam,beni anlatacak bir kelimen olur mu suskuya dair.Söylenmeden neden susuyorsun.Susuş o dur ki bir şeyler söylemeye hazır duruştur.Korkma incitmem yüreğini.Değdir bakışlarını gönlüme.Yansın:Kavrulsun.....çevir ölümümü hayata.Bak yoruluyorum üstelik.Ellerim soğuğa dayanmıyor.Çatlıyor faylar gibi,yüreğime değdirince dumanı yayılıyor ortalığa.Aşk kokusunun... Kaç kez düşledim senin avuçlarında uyumayı, kaç kez iç geçirdim uzaklardan saçlarının omuzlarından süzülüp rüzgarla savaşını izlemeyi...Kaç kez iç geçirdim senin yanında mutlulukları solumayı, kaç kez zamanın icinde sadece senin rüyalarında yaşamayı..Yollarımız aynı vuslatın patikalarında buluşsa, gözlerimizden gözyaşı değil, güller yağacak vuslatın avuçlarına..Melek'ler gülümseyecek yetim cocukların düşlerine... Sen de kıyamazsın ya yağmuruma "Ağlamak anadiliymiş tüm dillerde ayrılığın..." Kabulleniyorum ve akıtıyorum kurutmaksızın. Susmayı hiç beceremedim, ağlarken bile. Bu yüzden ben bir yandan yorulurken, seni yo-ru-yo-rum!
    Yüreğine yaslanasım var ama olmaz! Bir ayrılık bu! Şimdi benim de tüm ayrılıklara eş bir dilim var... Gidiyorum...
    Duygular biriktikçe yaşanan acılar daha da acıtırmış insanın kalbini. Şimdi hatırladığım tüm mutlulukların sonunda bir hüzün var tıpkı acı anlarım gibi. Oysa neydi değişen? Ben aynı ben, karşımdaki aynı yüz...
    Galiba bana bakan gözleri benim değildi artık!!!İnsanlar ne yaşarlarsa yaşasınlar hiçbir önemi yokmuş; Anladım!!!
    Bir hatayla tüm doğrular silinirmiş; Öğrendim!!! Hiçbir zaman hiç kimseye güvenilmezmiş; Farkına vardım!!!
    Eee... Bunları öğrendim de ne geçti elime? Sadece bir ömür içimde taşıyacağım bir hüzün ve kırgınlık kaldı bana o kadar! Her acı geçermiş öyle bilirdim..ama bu acı hiç geçmeyecek...Yemin Ederim!!! Bazen de kızıyorum kendime "Madem ki geçtin bu kapıdan, göze aldın ölmeyi, niye bu şikayet?" diyorum!!! "Madem ki şikayet edeceksin bırak, acı çektirme kendine uzaktan sev!" diyorum; olmuyor! Onsuz bir an bile nefes alamıyorum!!! "Ama o sensiz nefes aldı ya, o seni hiç düşündü mü?" diyor kalbim. Ağlamaya başlıyorum... "Çok uzattın ama affettim işte sus!!!!!" Eğer son bir şans vermeseydim ne olurdu? O zaman daha mı mutlu olurdum acaba,?? bilmiyorum. Nasıl anlatacağımı bilmiyordum…suskunluk tek kaçışım olmuştu günlerdir… bu şarkıyı dinlemeyi mi bekliyordum yoksa kaçıyor muydum yüreğime dokunan tüm hüzünlü şarkılardan…
    Kendimi dinlemekten, kendimle baş başa kalmaktan korkuyordum…nereye kadar sürebilirdi ki bu kaçış? Yine avucundayım sana ait duyguların, yine yangınını soluyorum hasretin.
    Unutulur sanmıştım bu yürek acısı…Geçen günler, yaşadığımız başka başka hayatlar yabancılaştırırdı bir gün bizi nasıl olsa… zaman her şeyin ilacı değil miydi? Yıllar geçiyor, günler bir biri ardına ekleniyor. Ve ben ne zaman kalbime dönsem, kendime dönsem seni orada beni bekler buluyorum. Bu nasıl sevmek, nasıl beklemek, nasıl bir özlemek? Kendime yasakladım konuşmayı artık... susmalar şehrine taşındım... hüzünlerimide yanıma aldım, yalnızlığımla birlikte.. biliyormusun bi o terketmedi beni... bir tek o bırakmadı ellerimi... Karanlıklarda boğulmak istiyorum sadece... yok olmak... kaybolmak ... yada hiç var olmamak istiyorum.... zaten ben hep olmayacak şeyler isterim... herseyde olduğu gibi... anlatmadan anlaşılmak, konusmadan dinlenmek gibi.... Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum.
    Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince.
    Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye. Sen kazandın…
    Beni kendinden uzaklaştırmayı başardın. Şimdi yaşarsın istediğin hayatı. İstediğini yapabilirsin artık. Boş ver beni.
    Ben her türlü durumda mutlu olmayı becerebiliyorum ne olsa. Sen kendi mutluluğunun peşinden koş. Bana yaşatmadıklarını sen yaşa.
    Yoğun yaşıyorum belki de bazı duyguları. Bir bakışından, bir gülüşünden tarifi zor anlamlar çıkarıyorum.Sen inanmıyor olabilirsin bana. Anlamıyor olabilirsin anlatmak istediklerimi.
    Sevmek; gerektiği zaman sevdiğinden vazgeçebilmektir derler. Vazgeçen ben olayım bu sefer. sen Şimdi farkında değilsin belki ama gidince çok şey kaybedeceksin. Bir kere benim gibi birini bırakacaksın ardında. Ve senin mutlu olabilmen için senden bile vazgeçebilecek birini bulamayacaksın bir daha. Sen boş ver beni. 
    Biliyorum sen de seviyorsun beni. Gözlerinden okunuyor, uyku gibi, yağmur gibi, duman gibi aşk dökülüyor gözlerinden. Beni sevmediğini söylerken dudaklarının kıvrımında öyle bir işaret görüyorum ki sevdiğini söylüyor. Elini tutuyorum, elimi iterken elin, yanarak titriyor.
    Biliyorum sen de seviyorsun beni. Bazen hiç ses vermiyorum sana, beni çağırıyorsun, adımı sesleniyorsun, yüreğin beni arıyor. Uzaklara giderken beni de alıp götürüyorsun, yoksa bu kadar çınlar mıydı kulaklarım ?. Akşam yıldızına bakarken ben geçiyorum aklından, yıldız birden ışığa kesiyor. Unutmamı isteme benden. Gelişini,gidişini aniden ve yokluğunu. Yağan yağmur bile dokunur oldu sensiz. Yağmurda sallanan yapraklar en çok da. Sen yoksun ya! Sen yoksun diye böyle bu ev,bu masa. Masamdaki saat durmuş gidişinde,ilerlemiyor artık akrebim yelkovanım. Çok uzaklardan bir iki ses geliyor seni hatırlatan. Camlarım hep buğulu. Boynu bükük kitaplığımın. Kitaplarım bana küs. Kalemlerim yok olmuş. Defterlerim kilitli sen gittin diye. Odamdaki ışık fersiz. Simitçi çocuk bile eskisi gibi bağırmıyor artık. Bugün seni o kadar yoğun yaşadım ki.. O kadar hissettim ki seni.. Unuttum yoksun artık derken... Karşımdasın işte.. Tüm gerçekliğinle... Sensiz geçen zamanlar bir anda silindi seni görünce... Gözlerin gözlerime baktığında canlandı tüm acılarım.. Eskimiş sandığım sevdamızın eskitemediğimiz bütün görüntülerini gördüm gözlerinde; ateş gibi düştü yüreğime, yüreğimin derinlerinde bir kor alevlendi yeniden... 
    Tek kanatlı, solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim...
    Sana neyi anlatayım?
    Ruhumu yaktıktan sonra şimdi de damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı?
    O acıyı uyutsun diye sığındığım, ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımımı? Odamın tavanındaki, yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin, o sonsuz çatlakların altında, sen diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümlerimi mi?
    Gözlerinden özgürlüğe akan mavi nehirlerde boğulduğum, canım sevgili, söyle...Sana neyi anlatayım? ...Kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur: Bak, yoksun...
    Bunun anlamını biliyor musun? Yokluğun, yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz, karanlık gece...Çünkü kendimden biliyorum, eninde sonunda kazanan hayat oluyor ve bize düşen istesek de inat etsek de unutmak oluyor veya alışmak.... Bazen sanıyordum ki sen hep vardın… Bazen sanıyordum ki, sen hep olacaktın..Yüreğimdeki sevgi kimliğini yitirmeyecekti zamanla… Ben hep senin olacaktım. Sen hep bana aynı gözlerle bakacaktın. Sana ilk kez dokunduğum o karanlık akşamdaki gibi, birden bire oluverdi her şey bizim hayatımızda… Bizim bir hayatımız var mıydı onu bile bilmiyorum şimdi. . .
    Kahrolasi saatlerde bile zamanin durdugunu hissettim, sen olunca. Dakikalarca, saniyenin belki yetisemedigimiz anlarinda seni yasadim ben. Zamani durduran ben miydim, yoksa gelisinle beni okyanuslara surukleyen sen miydin? Zamanlar karanlikti, zamanlar dardi, zamanlar durmustu, zamanlar seninleydi. Seni ucsuz bucaksiz yasadiklarimdi.
    hayalleri taştan bir sevdaydı bizimkisi. kırılmazdı. yağmura kara dayanıklıydı. çığ olup düşerdi de kendine zarar vermezdi. kopmazdı. gidişler dönüşlere gebeydi de, hep acıtırdı her el sallayış. özlemler acıydı. yürek sabırsızdı. her dönüş, doğuştu aslında yeniden. ölüp ölüp dirilmek gibi değil de, erince doğmaktı. acı işte. hangi hecesinden tutarsan tut bu böyle. ne sancım diner, ne ağrım. sattım üç kuruşa gülüşlerimi... bak gamze gamze dolmuyor yüzüm. bak acı! bak yaş! bak soğuk! Ben galiba seni seviyorum."
    derken neden galibadan kaynaklanan sanırsamkilerimiz var? _yoklukta bir sevdayı taşımak öyle zor ki, kandırmak inandıramıyor canımın attığı yeri..Yüreğime sıcacık bir sevda şiri damlıyor. Altın sarısı, özü gökmavisi... Gökçe sözcüklerden bir şiir... Ve bir alkış, yani dua mırıldanıyorum gönlümün burukluğundan.Nerdesin sen şimdi kim bilir? Neler yapıyorsun? Özlüyor musun beni? Biliyor musun ben geceleri hep seninle konuşuyorum uzun uzun.. Seni Seviyorum diye haykırıyorum. Dünya umurumda değil. Takmıyorum, düşünmüyorum hiçbir şeyi.. Sadece seni, sadece seni düşünüyorum ve ağlıyorum!!! Sırf senin yanında olamadığım için ağlıyorum..



    May 11

    Bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun

    Bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı söyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağan yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın.Görmemişsin belli ki...Görseydin;kucaklardın tüm sancıları,aşktandır diye...Sansürü silerdin lügatinden...Elek vermezdin titreyen ellerime;artık elemelisin kelimelerini,diye...Şu ağrılı kalbimi toprak altına gömme  yine?Bir sarki soyle bana...tek bir sarki, melodisini uydurdugun..sozlerinde hasret olsun, sicak bir opus olsun nakarat aralarinda...
    ruzgar kemanini cikarsin, hani su uzun zamandir yanimizda calmadigi.. Sen saclarindan kemana tel yap ve yureginden akort.Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.Görüyor musun, benden uzaktayken, bu gece de bitti hasretinle. Adım adım sana doluyorum, dinle, bir sabah uyandığında kapında sesimin ahengiyle raks edecek bir gülüş, hâlâ saklı içimde...güzeldi,seninle herşey güzeldi. gözlerin gibi,saçların gibi,yüreğin gibi güzeldi herşey...ellerin gibi ipeksiydi hayat seninle.yumuşak,zarif,eşsiz.açık pembe bir ipek bürümüştü sanki seni ten yerine. evet sevgili,güzeldin,güzeldi.ama giderken keşke anılarını da alıp gitseydin çünkü benim canımı asıl yakan o anılar her hatırladığımda
    derin bir of çekip ağlamaya başlıyor sonraysa sen yanımda gibi anılarınmla avunuyorum hani ben hep ağladığımda
    'yanında ben varım'deyip beni avuturdun ya
    artık sende yoksun kim silecek elinin arkasıyla gözyaşlarımı.Geçmişime gömdüğüm bir kaç şeyden biriydin sen. küçüktüm belki... yada haddinden fazla büyük. her an karşıma çıkma ihtimalin vardı sanki...
    yollarda tedirgin adımlarımdın benim. arkamdan omzuma dokunacak biriydin... sıcacık elleriyle tekrar ellerimi saracak biri... Samimiyetsiz tebessümler dudaklarımda intihar ederken, derin bir acı, içten bir özleyiş ve sığ düşüncelerimin ziyan edilmiş tüm renkleri kanat çırpıyor kirpiklerimde artık.Nasıl da erteledik yaşayacaklarımızı. Yaşananlar saklanır mı yarına...
    Diyorum ya ben saklamam asla.... Öpücüklere boğardım seni ummadığın anda.... Ağlayamazdın çünkü beceremezdin yanımda... Uzun bir yolculuğa çıkardık senle ; her gün aynı olan  fakat farlı yönlerde...
    Bilinmez bir yola girerdik,
    Bizim orası denize bakıyor, deniz kadar sınırsız, deniz kadar coşkulu yaşanıyor aşklarda...Nedenini bilmiyordum.Rüyalarım oldun ; her gece seni gördüm. Gözlerim oldun ; her baktığım sendin , heryerde sen vardın. Yollarım oldun , hep sana ulaşmak için yürüdüm. Sesim oldun ; senin adının geçmediği cümleleri yasak ettin, suskun ettin. Kulaklarım oldun ; sadece seni ve senle ilgili kelimeleri duydum.Kaç kez kimlik değiştirdim ben bu aşk için biliyormusun; birgün ardına bakmadan giderek unuttuğun oldum, birgün geldi hiçbirşey olmamış, sanki hiç unutmamış gibi tozlu raflardan çıkartıp tekrar hatırladığın oldum, belki bir an sevdiğin,Yoruldum artık biliyor musun? Tek taraflı bir hayatı omuzlamaktan, hayatın yükü altında
    ezilmekten; birilerini arayıp sormaktan, anlatamayıp dinlemekten, sevmekten, seni beklemekten,
    her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum
    ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün
    kokusu sinmiş odam alışabildi hayalinsizliğe... İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can
    bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla
    sen uzaklaşıyorsun sanki, bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili. Gözlerimi
    açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor
    ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu. İşte saf yüreklim benim işte sevgiler bukadar kolay bitebiliyor, Seni Seviyorumla başlayan bir gerçegin ardından tek bir konulan nokta anlamsız yapıyor sevdaları, ve bukadarlada kalmıyor birkere o noktayı koyarsan seviyorumlarının ardına gercek tarih oluyor sevgilerse sadece masal! Saçmalıyorum sanma sakın, cümlelerim yüklemsiz ne kadar anlamlı olabilirse o kadar anlam yaratmaya çalışıyorum, Birini sevdigini söylersin ve noktanı koyarsın ardına , Tekrar sana o masum gözlerle bakarmı sanıyorsun karşındaki Tekrar her gün merhaba ları sıralarmı sanıyorsun ardı ardına, Hayır öyle düşünüyorsan yanılıyorsun bütün bitişler bir iğrençlik doğurabiliyor adeta, Veda etmedin bana...Biliyorum terketmiyordun sadece kendini alıp gidiyordun! Kendini; bir beden ve bir ruhu koyup bir gemiye açılıyordun engin denizlere...Sen sadece kendini götürdüğünü zannederken aşkımın sınırlarından, benim aşkımı, aşka olan inancımı, dünümü ve yarınımı da yüklenmiştin omuzlarına...Nasıl çırpındım anlatabilmek için sana. Ama kelimelerin yetersiz kaldığı, bildik herşeyin anlamsızlık çarkında kaybolduğu bir hava boşluğundaydık..Sakın silme göz yaşlarımı, uzatma o küçük ellerini. Ne olur bırak, bırak da ağlayayım doyasıya ve düşeyim sonsuzluğa. Ne önemi var ki artık. Bırak gülüm, bırak da öleyim bir yerlerde. Ve sen git artık…
    Bağışla be meleğim! Gene şaşırdım işte… SEN HİÇ GELMEDİN Kİ NASIL GİDECEKSİN? ...Ben sevdama veda edemedim. Yüzüm yoktu ardından ağlayıp feryat figan af dilemeye. Kendi ellerimle mezarını kazmışken, yok oluşunu izlemişken bu lanet gözlerimle nasıl ona veda edebilirdim ki… Vedasız ayrılığıma son bir veda.Üşüyor mu yine elleri diyormuş. Gittiğinden beri hiç ısınmadılar ki..
    Hem sıcak buralar, yüreğimdeki ayazı saymazsan…!
    Bende mutluyum, içimdeki yangını saymazsan…!Biliyorum sen de çok yorgunsun.. artık ikimizin de kırılıp incinmeye gücü yok. Zaten o yüzden ya bütün bu iç savaşlarımız. Olur mu olmaz mı derken biz, içimizden bastırmaya çalışırken korkularımızı, çoktan orta yerine düşmüşüz ateşin aslında. Bi kabullensen, bi anlasan seni üzmeye gelmedim ben, seni incitmem ben, seni kırmam.Öyle anlar geldiki; bazen seni aramak, seninle konuşmak istedim olmadı... cevabını biliyordum hayır diyecektin çünkü... Bir anda karşına çıkıp yalvarmak istedim ki bunu görmezden gelecektin... Zaten bana değer verseydin, beni sevseydin; karşına çıkıp yalvarmama veya seni arama konusunda çekinmeme gerek kalmazdı.. Haksız mıyım güzelim söyle haksız mıyım....Şimdi benim kurtuluşumun bir tek yolu var güzelim tek bir yolu... baktığım yerde seni görmektense bakmamayı tercih ediyorum. Acı çekerek yaşamaktansa yaşamamayı tercih ediyorum ve gidiyorum güzelim gidiyorum... Fazla söze gerek yok tek kelimeyle HOŞÇAKAL.....

    Sorular,sorular, sorular..

    Sorular,sorular, sorular..Cevabı yok, muhatabı yok ve hatta soranın aynada bir sureti bile yok.! Devam edip gider sorgu, tâki yaranın kanı dışına sızıpta, sol yanın kızarana kadar.! Umudunu bir hışımla alırsın avucuna, elini götürürsün zorlukla sol yanına, ama kanın akmaya devam eder.. Belliki acının dinmeye niyeti yoktur.! Umut tuz misali kanatırda, bir merhem "O"dur kapanacak yarana..!
    Duvara asılmış bir fotoğrafta soluklanırdı ezberlenmiş hayat. Yerini yurdunu bulamamış mahcup bir sonbahar rüzgarı okşar saçlarımı. Yıllanmış yıldızlarım gözlerine serilir. Yaprakları soyunurken dallarım, hayatı sunduğun gözlerime ölüm üflenir. Gözlerinin konuşkanlığında susuyorken düşlerim, sen çiçekleri giyinirsin sevdiğim. Boşunadır yakarışlarla geçer zaman, sana gelen yollar kıyamet olur bilirim. Hüzünler damla damla düştüğünde içime, gecelerin kolları sarar umutsuz bekleyişlerimi. Senli günleri hatırlıyorum bir müddet sonra. Gelmeni bekleyen sabırsız yüreğim geliyor aklıma ve seni özleyen gözlerim, ellerim kısacası bedenim. Kavgalarımızı bile özlediğimi anlıyorum. Seninle yaşadığım her saniyenin ne kadar özel olduğunu bir kez daha anlıyorum. Bir gülüşünle bütün hüzün bulutlarını dağıtırdın. Şimdilerde ben yokum hayatında. Ama merak etme yine o seni özleyen deli  hala ansızın çıkıp gelecekmişsin gibi bekliyor. Yüreği yorgun, yüreği serseri, yüreği üşümekte… Bilirsin; ben ki kabilesiz bir savaşçı. Senden aldığım bütün anlamları sana geri verdim. Bir "içim"; kaldı ben de, bir de aklımın aldanmışlığı. Haklısın sende bensiz sularında elbet denizi aşmış bir okyanus telaşı yaşanacaktı. Bağışla sözlerimi. Bağışla gözlerimi. Dahası yok, fazlası az… bazen terk edip gidebilmeli bu şehri kendi çaresizliğinde. Bazen inceldiği yerden kopmalı hayat. Neyse! Sen benden ötede, ben senden uzakta… ne kadar çok "vardık" oysa ne kadar çok kaybolurken bile…İnsan bazen en uzağındayken anlıyor, sevdiğinin kıymetini.
    İki nokta arasındaki en kısa yol bir doğruyken, ben hep yanlışları tercih ettim biliyorum.
    Tercihler belki bana ait değildi, belki çok kavrayamadım kavramları, ama işte en nihayetinde,
    sen bir ucundasın dünyanın, ben diğer ucunda. Seni anlatmaya gücüm yetmiyor,bende ki seni sana,kalbine akıtacak kelime bulamıyorum. Tam anlamıyla benim olduğunu,sana ait olduğumu,delicesine seni sevdiğimi,canımı ayaklarının altına gözümü kırpmadan sereceğimi,her bakışında içimdeki fırtınayı,bir gülüşüne bin ömrü feda edebileceğimi,leyla’nın mecnunu sevdiği gibi son nefesinde bile sevdiği gibi, benimde seni sevdiğimi anlatacak kelime yok nefesim,yok!
    Ve biliyorum ki artık bizim aramızdaki en kısa yol bir doğru; “Seni seviyorum”…Aşk, yürek işiydi, yürek yoksa aşk da olmazdı.
    O bir iç kanamasıydı. Tutku ya da şehvet değil…
    Bir de utanmadan aşktan söz edenler vardı, kirletenler. İnce hesap duayenleriydi onlar.
    Dudaklarında şehvet, tenlerinde ihanetin dövmesi vardı.
    Kaslarında bir gece önceki sahte dokunuşların sızısı, o sızı ki bir tek kaslarındaydı…Bir dal tutum, tutunamadığım o dalda bile sen vardın. Kokladığım çiçekte, dokunduğum tende, aldığım her nefeste sen, uzanamadığım uzakta, sol yanımda yine sen. Biliyorum ki sendin aslında; o ağaç gölgesinde beni koruyan yada bu deli yağmur sendin beni ıslatan, sırılsıklam…ellerim çok üşüyor.korkularımla yüzleşmekten korkuyorum.dinlenmeye almışım kendimi herkese böyle söylüyorum kendim de buna inanıyorum…nasıl bir dinlenmeyse…kendi yapacaklarımın kendime vereceği ağır yaralardan kaçmaya çalışıyorum…her şarkı daha da ağlatıyor beni…zor nefes alıyorum.zor yaşıyorum…
    İçim acıyor,kan kaybediyorum ve böyleyken sana mutlu ol demek gelmiyor içimden.Günleri gecelere ekleyerek ilmek ilmek sevdamı örerek beklerken içimde gülüşen çocukların gelmediğin için suskun kalışını hazmedemiyorum.
    Seni beklediğim,seni umursamazlığına rağmen sevdiğim için alaycı kahkahalar atan arkadaşlarımın sesleri gitmiyor kulaklarımdan.Kurduğum kumdan kaleleri yaramaz bir çocuk gibi ezip gidişin,beni sürekli itişin aklımda hala.Şimdi söyle mutluluk dileyebilir miyim sana. Kanayan yüreğimi yasla nefesine. Renklerim olsun istiyorum… Kırmızı harfler getir gelirken, ceplerindeki mavi boncuklarla nazardan korurken sevdamızı, hiç yaşanmamış pembe düşlerimizi salalım gökyüzüne. Bir nefeste içeceğin su gibi bak demiyorum bana. Gökkuşağını dolarken belime, yüzünü çevirme yüzümden yeter yar. Sözüm sana ey sevgili,ne olurdu gitmeseydin,aşkının ateşini,hasret rüzgarınla söndürmeseydin.Ölürmüydün sanki biraz daha sevebilseydin,kalbine sığdırıp ta,hayatında banada yer verseydin.İnci tanelerin mi dökülecekti bilmem,sildin alın yazını,veda bile etmeden gittin,üstelik eğipte başını.Hani söz vermiştik bir birimize,beraber yaşayacaktık aşkımızın,ömrümüzün yazını? hiç bitmesini istemediğim bir rüya..üstünde tek bir leke olmayan bir düş..
    Aşkındı beni ben yapan,günden güne büyüten,güzelleştiren,öğreten..
    Dudakların dudaklarımdaydı hep,ellerin tenimde,gecelerce sürerdi,özlem dolu bu hasret..Kulaklarımıza fısıldardık sevdiğimiz sözlerden oluşturduğumuz besteyi..Kocaman bakışlarla dalıp giderdim gözlerinin özlemine bazen..Sana dair yazdığım şiirleri,
    okurdum sana,çok severdin,gururla bakardın bana,sarılırdın sıkı sıkı,hiç bırakmayacakmış gibi……! saklıyorum yalnızken bile…
    nefretle karıştırıyorum aşkına meze yapıyorum ihanetini. kendime sarılıyorum öfkemi yutuyorum derken, hep seni içime alıyorum farketmeden. kaçamıyorum senin çocuksu güzelliğinden, sana hala dayanamıyorum. direnmek beynime işlemiyor, yüreğime asla söz geçiremiyor kahretsin şu aklım, hep seni düşünüyorum…
    önce aşkımıza ihanetine takılıyorum, nefretimi kusuyorum aynalara. sana söyleyemediklerim bir yığın oluşturdu içimde.
    yüzüne haykıramadım ki senden nasıl nefret ettiğimi. İçimdeki yarınlara dair inançlarımı da götürdün valizinde, yol arkadaşın ise gözlerimde silemediğin nefretin oldu haberdar mısın.
    Açtığın yaraları senden başka kim silebilir ki kime bağlayayım umutlarımı kimin omzunda doyasıya ağlayayım.
    Kime derdimi yanayım kimden merhem bulayım.Giderken silebilseydin keşke gönlümdeki yaşları da, onları da götürseydin yada.
    Böylesine ağır gelmezdi belki nefes almak bile bana…
    Şimdi evinin duvarlarında duyuyor musun sesimi yada gülüşlerimi gece yarılarına kadar gelmeni beklediğim penceren hatırlatıyor mu beni sana… Düşlerim nerden düştüyse adı intihar olmuştu yaşamamın. Özneliğini yüklendiğim tüm yalnızlıklarımdan istifa dilekçemi sundum kendime. Ölüm fermanım sıkıştırıldı ellerime. Adına düşen katliam, adsızlığımı parçaladı en anlamlı yerinden. Bu kentten öğrendiğin bütün ihanetlerin, deneme yanılma yöntemlerinin ilk durağıydım ben. Denedin ve yanıldın sen de. Çünkü içim, satır arası ihanetinle bile gölgelemedi seni bende.
    Evet seni yazacağım. Yüreğimdeki eşsiz, uçsuz, bucaksız sevgili yine sana yazacağım.. Her mektupda yazdıgım gibi yine sevgimden yine beni mutlu eden gülüşünden bahsedeceğim.. Evet sevgili o gülüşün hala aklımda… Kızamazdım sana, küsemezdim hiç, o dudak buzuşum sonra birden ışık saçarak gülen gözlerin… Dayanamazdım hiç sana…

    Kahretsin!!Yine gitti!!

    Kahretsin!!Yine gitti!!Son zamanlarda kırılır oldu kalemim adını yazarken nedense?Çürük yapıyorlar bu kalemleri herhalde…Yoksa ben mi çok yükleniyorum kaleme acaba!!!!Kalemtıraşım nerde kim bilir,aramaya mecalim de yok….Neyse yazacak mektubum da kalmadı zaten….Aslında mektubu gönderecek adresim yok….Arsız duygularımı yok sayamıyorum ki bu aralar,ya ordayım ya burda,koyu bir gelgit içinde çalkalanıp duruyorum pervasızca,ayak sesleri hiç susmuyor beynimde,deli bir gürültünün sessizliğini bekliyorum kaderine razı gelmeyen berbat bir asilikle…..Her çırpınışta biraz daha mı batıyorum farkında değilim,sel vurup geçecek yakıp yıkıp ne varsa ve ben bana kalanların ardından farkına varacağım neresinde olduğumun bu batıklıkta…Bir tek gülümsemem kaldı dudaklarımda bozulmayan ve yorulmayan,ne varsa takıştırıp duruyorum ondan gayrısında kendimce,bir tek gülümsemem kaldı bana el değmemiş,korunaklı…Ve sen…Artık rüyalara gerek duymuyordun bedenim,çünkü ruhum yaşıyordu seninle sen canımdan içimden bir parçaydın öylesine bir bütün olmuştun ki düşünmek bile istemediğim tek şey senden kopma korkusuydu. Ve koptun… Koparıldın. Ve ben… öLdüm…)’..(…ve… uzun bir sessizLik..) Seviyorum seni…Sevginin farklı farklı yollara sapan dönüm noktasına aldanmadan.. Seni sevmek seni sevmektir sevgilim..Kimi zaman siyah beyaz,kimi zaman renkli,kimi zaman sıcak,kimi zaman soğuk..Ama biliyorum derinlerdeki gizli saklı köşeyi..O köşede sen varsın sevgilim,derinlerimde sen varsın… Ah ! sen….aldın bütün hüznünü katıştırdın gülümsememe,bundandır sana öfkem,kızgınlığım,ben yorgun argın bir dere kenarında ıslık çalıp hayallere dalmayı düşledim sana gelene kadar,ve ıslığımda senin melodilerin olsun istedim,neşeli cıvıl cıvıl,akan suların sesinin karıştığı bir melodi………Büyüttü senin aşkının acısı beni… bu kadar güveniyorken sana sırtımdan vurman bidaha kimseye güvenemem neden oldu! Şimdi daha bi dirençliyim acıya… Gamsız diyorlar artık bana, gözlerinin önünde … bilmiyorlar, anlamıyorlar… anlamıyacaklarda… ben yoruldum, utandım artık senin iki kuruşluk aşkın için milletin bana acımasından… benim ağrımda, acımda İÇİMDE bundan böle…Beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsız biri O konuşsa yüreğindeki allı tebessümlerde kaybolurdum , konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim. Sigaram kadar tiryakisi olduğum içkim kadar başımı döndüren, görmediğim kadar özlediğim, özlediğim kadar dokunamadığım, dokunamadığım kadar ürkek…Ama elini uzattığında değişiyor herşey. Yokluğunun dilimde bıraktığıo acı tat, kalbimdeki o ağrı,yüzümdeki o üzgün tavır kayboluyor. yüreğim deli bir ırmak gibi çağlamaya başlıyor.hiç bitmeyene bir çoşkunun içinde buluyorum kendimi. bakşa hiç bir duygu sana yakın olmanın,seninle olmanın verdiği hazzı vermiyor bana.Gördüğümde seni titriyorum.bir yaprak gibi sallanmaya başlıyorum.saklayamıyoum güşülerimi.sevinç duygusu yüzümden bütün hücrelerime yayılıyor."ne güzel" diyorum.."yaşamak ne güzel" Seni sevmek, bensiz akip giden hayatina bir yabanci gibi uzaktan bakmak oldu çoktandir… O çocuk ellerini özledim….Geceleri, kokuna hasret yatagimda ter içinde uyanmak, kendimin bile affedemedigi bir bencillikle, kalbindeki tek askin benimki olmasi için gözyaslari içinde ALLAH’a yalvarmak oldu.. Kendini hapsettiğin, yokluğumun dikenli telleriyle çevrili hapishanenin gardiyanı ben değilim, sensin sevgili. Sakın bekleme seni salıvermemi…Esaretin gönüllü, seni senden zorla almadım ki…Yerime koyamadığın sevdaların bedelini ben ödeyemem ki… simdi sen eskisi gibi seni bulamayınca agladıgımda yanıma gelip aglama tamam bak burdayım diyisini hatırlayıp da gelmeye niyetlenirsen yanıma söylüyorum sana simdi ben sensiz gecelerde kimsesizliğin koynunda hazin sabahlarda ise sensizliğe bos kadehler kaldırıyorum ruyalarımla .. Bildik tüm insanlar yabancı, hoşuma giden tüm tatlar tadını yitirmiş, tanıdık tüm sesler sessizdi. Sevdiğim tüm şarkıların sözlerini unutmuştum. Çiçekler kokmaz, renkler görülmezdi. Tebessüm ise, yırtık bir fotoğraftaki dudakların yanaklara doğru gerilmesinden ibaretti.Aşka en çok bahar yakışır değil mi? Oysa bir kış mevsiminde başlıyor bu düşsel aşk. Dışarıda kış, yüreklerde bahar… Kırlar yerine, yüreklerde açıyor papatyalar… Dışarısı soğukmuş, buz gibiymiş, ne gam? Yüreklerde güneş.Artık her aşk unutulası bir öykü yüreğimde. Her seven gelip geçici bir masal kahramanı. Bir filmin başrol oyuncuları gibiyiz . Film bitiyor göz açıp kapayana dek işte. Ve bir süre sonra unutuluyor,hayal oluyor izlenenlerin tümü birer birer. Hiç sevmedim seni sevdiğim kadar dersin birine ve sonra onun arkasına dönüp gitmesini izlemek ne zordur. Bir eliyle hayata bağlamak bir eliyle o verdiği hayatı geri almak gibi… Bazen mecburu ayrılıklar mecburi acılar yaratır. Bile bile kapıyı aralık bırakırsın ve tüm yalnızlığın ve hüznün içeri dolmasına izin verirsin. Buna rağmen aklının bir köşesinde sonsuzluk vardır.Daha nereye kadar susacaksın?ne çektireceksin bana ne kaldı ki söylesene?Bu ödediğim bedel niye?ben sana ne yaptım,tek suçum tek hatam sana değer vermek mi?uğruna gözyaşı akıtmak mı? seni sadece bir kez görebilmek için,her gece allah’a yalvarmam mı? Söylesene sevdiğim cevap versene böyle suskun durma ne olur, sen sustukça ben haykırıyorum,sevdamıza. Konuş sevdiğim.Korkmak istemezdim bu sefer aşk’ta korkutmak istemezdim senin o ürkek yüreğini. Deli cesareti derler ya onun gibi sarıp sarmalamak bedenime hapsetmekti hayalim. Aşk cesaret ister,güven ister,saygı bekler ve en çok karşılık diler. Nitekim bulunuyordu da içimizde ki yerinde durmayan kalbimizde sadece geçip giden zamana yenik düştük yenik düştüm o kadar.Şiirler okurdum gökyüzüne bakarak; nefesimden cam buğulanırdı… Adımı yazardım o şiirli buğuya, yanında bir boşluk bırakarak… Sonra yanına eklenecek mavi aşkımı hayal ederdim saatlerce… Şöyle olmalı, böyle bakmalı, böyle konuşmalı…Şimdilerde gözlerine bakarak şiirler okuyorum içimden, sen duymuyorsun… Gözlerinin buğusuna adımı yazıyorum, yanına da mavi aşkımı; yani seni… Kapasan gözlerini, buğusu silinecek, adım silinecek gözlerinden, aşk silinecek… Yüregimde kopan firtinayi gönderiyorum sana sevgili, çocuksu bakislarimin ardindan, Ellerimi kesen ayazlarimi gönderiyorum sana; askin akip gidisini seyret diye iç ülkemden iç ülkene. Her seyi koca bir yokluk gören gözlerimi gönderiyorum sana, yesile çalan yanindan umut bul diye. Koca sehri bombos gören kalbimi gönderiyorum sana, içindeki atesle isit diye. Nasıl olsa bitecekti bu ask.. buda benim askımın son satırları.. artık sen diye bir şey olmayacak hayatımda.. neden mi çünkü sen yoksun ve kaybedecek bir şeyim de yok hayatımda!!!!

    Gel... Korkuyorum...

     

    Gel... Korkuyorum... Nefes alamıyorum. Eğer hala dudaklarında ismim varsa gel... Sıcaklığın olmadan tutunamıyorum Hatanın üstüne hata ekleyerek yaşıyoruz. Bile bile kaçırdık belki de o treni. Beklemek için çok geç vazgeçmek içinse çok erken. Bir ömre bedelse bile geç kalınmış bir mutluluktan vazgeçmiyorum. Verilen sözler unutulmamalı ben unutmadım...Gözyaşlarımın acı akibeti yüreğimde hissederken saat 00.00i gösteriyor ve genin siyahı zifirlenmeye yüz tutma sahnesinde ecelim kurduğum ve kuracağım her bir kelime sana yalnızca sana yazılıyor.Geçmişimize bakıyorum da ne sancılıymış ne de kanamaklı.... Mutluymuşuz ve bir o kadar da umutlu... Hani gelsen yuvamıza bıraksan dip notlarını tekrar bana... Hani sana demiştim ya sana "intiharın eşiğinde olan sözlerim mimlenmişcesine dudaklarından süzülecek olan tek bir kelimeye bakıyor" diye "Gidiyorum" dedin ve sevdiğim olan sen benim ecelim oldun. hepsi birer yalan herseyin yalan olduğu gibi…biteceğini bile bile bir sevdaya başlamak nasıl bir şey bu kadar garip ve bu kadar gözü kör başka hangi duyguya teslim olur ki insan..bir gün yeniden varolmak için döneceğim sevdama sende yeniden varolduğum gibi sende hayat bulduğum gibi sende kendimi bulduğum gibi…ve sevgili bir gün döneceğim sana yasayamadığım hüznü yasayamadığım sevişmeleri yaşayamadığım sevdamı yasamak için….ve o gün sıyrıl gel benim için hep yanımda kalmak için hüznü sevdayı paylaşmak için..işte o gün ben yeniden ben olacağım ve seni yaşatmadığım kadar yaşatacağım bedenimde yüreğimde…söyleyecek söz kalmadı beklenen gel artık…Bir hayatı kaybetmek bir elin sıcaklığını kaybetmekle eş değerse işte bu ''AŞK''tır. Böyle bir eli kaybetmek ölmeden ölmektir. Ruhunu o sıcaklığa terk edersin o el senden uzaklaşırken. Ruhsuz bir beden ölmekten beterdir... Sessiz çığlıklarımda ki acı yanımı bir duysan kanayan yanımı bırakır çığlıklarımdan oluşan boğaz yırtılmasıyla ilgilenirsin. Hatırlayamadığım o kadar çok gece var ki gidişinin ardından ağlayıp karalar bağladığım. Hani her bir göz yaşımı tek tek saymaya kalksam ömrümden ömür geçer. Kırılganlığı savurganlığımı kalp ağrılarımı ve kanayan yanlarımı bir kenara koydum diyelim hadi peki ya ihanetin bedeli... Onu nereye koyacağım ki ey sevgili... Aldatmıştın unuttun mu? bir zamanlar beni... Oysa ki kaçamak yorgun bakışlar emanet ederken gözlerimin derinliklerine beni sevdiğini sanırdım. Aslında biraz da ben aptaldım. Sorgusuz sualsiz sana bağlandım ve o sahte sözlerine nasıl oldu da inandım. Ben günah işlemedim sadece seni sevdim... Bu ihanetini hele hiç mi hiç hak etmedim. İhanetinle beyaz sabahlarıma geceyi kattın karalar çalarak....İsyan bayraklarını çektim seni bekliyorum sevgilim. Yolun sonunda uçurum var ve bir de bir zamanlar uçurumlara savurduğun sefil yüreğim... Şimdi gönül gözünü aç ve beni iyi dinle sevgilim; Çekil artık yolumdan vazgeç önüme devamlı gitmemen için tabular koymaktan.. Ben ihanet ederken hesap sordum mu giderken engel oldum mu ben sana... Peki ya şimdi senin bu yaptığın ne öylesyse.... Artık seni ne ben ne de ihanetinle sefilleşen yüreğim istiyor.Yeter ne olursun bırak şimdi beni de bulayım kaybolmuşta ki benliğimi...Büyüttü senin aşkının acısı bena... bu kadar güveniyorken sana sırtımdan vurman bidaha kimseye güvenemememe neden oldu! Şimdi daha bi dirençliyim acıya... Gamsız diyorlar artık bana ağlamıyorum gözlerinin önünde gözyaşı akıtmıyorum diye... bilmiyorlar anlamıyorlar... anlamıyacaklarda... ben yoruldum utandım artık senin iki kuruşluk aşkın için milletin bana acımasından... benim ağrımda acımda İÇİMDE bundan böle... hep derler ya insan umutlarıyla yaşar diye. öyleymiş. umutsuz ne yapacağını bilemeden dönüp dolaşırmış. bende dolaşıyordum. çok ta dolaştım yaa. ama seni tanıyana dek.şimdi umutlarım var içimde. sana dair içinde sen olan hayallerim var. yaşamak için en büyük sebebim bu. yaşayacağım ki bekleyeceğim ki hayallerim gerçek olsun. umut edeceğim ki hayallerimde sen olasın.sevgilim umutlar tek başına olmazmış. içinde acabalar olurmuş. bunu yeni öğrendim. benim de acabalarım var. acaba sende bırakıp gider misin. acaba sende seviyorum deyip beni kandırır mısın. yine yalnız kalır mıyım. umutsuz kalır mıyım. belki de hayal bile kuramam artık. kimseye güvenemem. canım diyemem. söylesene aşkım acaba sende mi?belki de çok karamsarım. belki de hiç yaşamadığım mutlulukları yaşatacaksın bana. kimsenin vermediği değeri vereceksin. benden bile çok seveceksin beni. belki de canından öte olacağım. kim bilir belki de...Üstüme geliyorlar... 'Savaşsana aşkın için hakkını savunsana ezdirmesene kendini' diyorlar! Bilmiyorlar ki zamanında uğruna verdiğim savaşları ve de bilmiyorlar üstüme çöken amansız yorgunluğumu...! Ben artık kendimi tarif etmeye bile üşenir oldum içimde çabadan eser yok!İnsanlar konuşuyor konuşuyor konuşuyor... Bense acı bir ifadeyle bakıp yüzlerine kaldığım yerden devam ediyorum suskunluğuma... Biliyorum çünkü bir kere konuşursam 'onsuz' katettiğim tüm yollar başa dönücek...' Sabır Allah'ım' diyorum ve üstüme düşen acıları yükleniyorum son cesaretimle!Şimdi bir damla gözyasiyim gözlerinin derinliklerinde.İstersen birak yanaklarindan süzülüp dudaklarinin arasina dolayim istersen dökülüp yerlereparcalara bölünüp topraklara karisayim.Yoklugunda nasil ki hüzünler dolarken her gece yüregime nasil ki yoklugunla her gece yaslar sirdasim olurken nasil ki yoklugunla yaslar yanaklarimdan süzülüp dudaklarimin arasinda ölürken ben yavas yavas eriyip yudum yudum tükenirken ne yikilmalarima nede gözyaslarima dur diyemedim.. Ne yoklugunla aglamayi ben sectim ne seni özlemeyi ben sectim nede seni sevmeyi ben sectim..Ayrilik siirleri ölüm siirleri yazarken hayata nefretle bakip kin kusarken simdi sevda sözleri yazan yüregime dur diyemiyorum..Yoklugun yüregime prangalar vururken göremeyecegim gözlerinidokunamayacagim saclarini erisemeyecegim seni yüregimin en güzel yerine koydum..İstersen cikip git yüregimden istersen bendeki seniistersen bendeki benide alip git..Kendime bile söylemekten korktugum seni ne kadar cok sevdigim sözcükleride alip git.. Ağladım ruhumun huzurunu kaybettiği o İsli kentin soğuk sokaklarında Kırılgan baharlardaymışım gibi üşüyen ellerimi soktum cebimeVe sevgimi bir koyun gibi güden o sancılı bakışı ile içimi delen Acı çobanının yanında buldum Duruldum…beni vurdu vuruldum bir ceylan gibi düşerken çimenlerin hüznü ile buluştumKöstek saati ile geçmişe zincirlerken umutlarımı saatler kırılgandı yarına Hıçkırıklarımı saydım sabahlara dek tam gidişinin saatine denk geldi durdumDurmalıydım yarın gene en başından ağlamalıydım ve bir hıçkırık daha eklemeliydimYarına… Yıkılmışlığıma inat yeniden doğrulurken hayata tutunacak bir dal gibi geldin. Oysa ne zor yaşanmışlıklar vardı hayatımda. Ne çok ayrılıklar. Ne çok terk edilişler...Bir umut oldun yeşerdin kıraç toprağımda. Mucize gibiydin...Her baktığımda şükrettiğim... Tüm somurtkanlığımın önüne geçip en içten tebessüm oldun hayatımda.Hırçınlığım yıldırmadı seni. Sımsıkı sarıldın bana. Ben estikçe sen devrilmedin yanımda. Gözümü her açtığımda gözlerindeydim.Bir sen gördün beni. Bir sen tanıdın içimdeki beni.Bu güne kadar seni görmediğim bir gün olmamıştı... Her gördüğüm an daha çok özlüyordum seni... her gördüğümde içime biraz daha işliyordun... sensiz nefes alamayacağımı düşünüyordum... görüşemediğimiz iş saatlerimizde sesinle avunuyordum.. sesinle dolduruyordum içimde ki boşluğunu... sesin kulağımda varlığın içimdeydi...Bir günü bir güne ekliyordum... Aşka aşık olmaktan vazgeçmiş direkt sana aşık olmuştum... seni bir bütün olarak sevmeyi öğrenmiştim... içimde ki senden farklı yönlerini gördüğümde şaşırıyor ama hiçbir zaman vazgeçmiyordum seni sevmekten... artık sevgi ötesi bir durumdu varlığımda ki varlığın...Biliyor musun; benim amacım yanlızlığı değil seni denemekti...Nekadar dayanabilecektin bensizliğe!Ki zaten benimleyken bile Ben'siz davranıyordunkırıyordunkızdırıyordun...Hep bendim ya her bi ayrılıkta sorunları ayıklayıp 'Bizi bize' döndüren...Bu sefer sen yap istedimbizim için bikerecik bile olsa uğraştığını görmek istedim!Haklısın galiba çok şey istemişim!...Belki onca günlerin ayların seneninhatıralarınsevmelerin hatırına gelmeni bekledim...Öyle imkansızlaştırdım ki bana ulaşmanı aşkınla ara bul beni istedim!Ama sen yapamazdın dimi daha en başından kabul etmiştin 'ne tembel bi adam' olduğumu...Bensizliğin çokluğu çöktü seninde üzerine...???Bulacak mısın izlerimde beni yoksa hiç aramıycak mısın bile?! Gidişin değil bir umutla dönersin diye beklemek öldürdü beni..Bir hoşcakalı çok gördün... Zor geldihoşcakal demek sana böyle gitmek daha kolaydı çünkü arkada kalanı düşünmeden çekip gitmek yakıştı mı sana?Yakıştı mı gidiyorum demeden gitmek? Yakıştı mı veda etmemek ve çekip gitmek? Yakıştı mı ayrılıkla yüzleşmemek? Gittiğini bile söylememek.. Bir hoşcakalı çok gördün.. Bu kolay olanı idi bunu seçtin... Bencildin gene kendin için en iyi olanı seçtin başkasının duyguları seni yine hiç ilgilendirmedi... Hoşçakal demek zordu cünkü vedasız gittin sanki geri gelecekmiş gibi gittin ayrılıkla yüzleşmeden gittin......gunler gecmek bilmezgeceler gunduzlerden hep daha uzun gelir…yataginda uyuyamazsin o aklina gelir..gozlerini kapadigin an yaslar akar..actigin zaman yine…ayriligin ertesi gunu en kotu zamandir…kalkarsin yerinden gozlerin nasil da olmustur ve deli gibi aglamissindir radyo hala acik…sonra telefonuna gider elin…hatirlarsin ayni hizla cekersin elini…yaslar yine bosalir gozlerinden….onsuzsun… artik ona ait ilk gunu hic gecmek bilmez…gozun bi yandan hep telefondahep hep…ama hicbirsey yok…kafani dagitmak icin cikarsin disari belki hatirlamam diye iyi gibisindir…sonra bir sarki calar..allah kahretsin nerden cikti simdi bu sarki…goz yaslari….odana gelirsin…aci cekmek hosuna gidermiscesine acarsin sarkimizi dinlersin teker teker dusunursu onunla oldugun zamanları…iste gunler boyle gecip gider…birkac ay olmustur..sabahları aglamiyosun artik…sadece geceleri resimlerle yetinirsin…sonra bikac hafta daha…geceleri hala agliyosun radyo hala caliyo…ama mesajlari silicek gucu buldun kendinde..resimleri de…bikac hafta daha…aglamiyosun artik.radyoyu da kapadin..iyisin galiba…gözlerin doluyo sadece o kadar…?

    ssss